Sunday, April 26, 2009

Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan: Yeni başlayanlar için...

CENGİZ ÇANDAR

Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin ‘yol haritası’nın içeriği, ayrıntılı biçimde açıklanmadı. Açıklanmadı ama kısmen sızdı. Bu konuyla ilgili olanlar, ta Ağustos 2007’den beri İsviçre’nin gözetiminde Türk ve Ermeni diplomatların yoğun bir ‘teknik altyapı’ çalışması yürüttüğünden haberdar bulunanlar ve Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan üçgenindeki gelişmeleri ve üç eşbaşkanlı (Amerika-Rusya-Fransa) Minsk grubunun Yukarı Karabağ sorununun çözümünün neresinde durduğunu izleyenler açısından ortada büyük bir muamma yok.
‘Normalleşme’nin iki ana sütunu var: Diplomatik ilişkiler ve kapalı kara sınırının açılması.
Azerbaycan’ı doğrudan ilgilendiren ikincisi. Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurması, yani Ankara ve Erivan’da karşılıklı bir büyükelçilik binası bulunması veya örneğin Kars ve Gümrü’de karşılıklı başkonsoloslukların açılması Azerbaycan’ın illa karşı olduğu ya da olacağı bir şey değil.
Türkiye, Sovyetler Birliği dağıldığı vakit, bağımsızlığını ilan eden tüm Sovyet cumhuriyetleri gibi Ermenistan’ın da bağımsızlığını ve yanıbaşındaki bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti’nin ‘meşruiyeti’ni tanımıştı.
Tanımasına tanımıştı ama diplomatik ilişki kurmamıştı. Diplomatik ilişkir kurmamış olmasını, -zımnen de olsa- ‘1915’e bakış’ ya da bir başka deyimle ‘soykırım’ konusundaki pozisyon farklarına ve aynı şekilde Ermenistan’ın 1921 Kars Anlaşması’nı kabul ettiğini resmen ilan etmemesine dayandırmıştı.
Erivan’ın 1921 Kars Anlaşması’nın kabul ettiğini resmen açıklamaktan kaçınmasının, Ankara tarafından yorumu, “Ermenistan’ın Türkiye’den ‘Batı Ermenistan’ olarak tanımlanan Doğu Anadolu’dan toprak talebinde bulunabileceği” idi.
Ermenistan’ın tutumu ise ‘Türkiye ile sınırlarımızı belirleyen 1921 Anlaşması bize sorulmadan, biz taraf olmadan Ankara ile Moskova’daki Sovyet hükümeti arasında imzalanmıştı. Taraf olmadığımız bir anlaşmayı niye kabul ettiğimizi ilan edelim. Ama, de facto olarak bu anlaşmayı sınır sonuçlarıyla birlikte kabul ediyoruz’ şeklindeydi.
Bir dizi hukuki yaklaşım ve yorum farkı, ön yargılar ve çeşitli siyasi mülahazalar, Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkiler 1991’de kurulabilecek iken, bunu engelledi. Sovyetler Birliği’nin 1991’de yok olmasından sonra, bıraktığı alanda dağılmasıyla üç Baltık cumhuriyeti (Estonya, Letonya, Litvanya), üç doğu Avrupa cumhuriyeti (Ukrayna, Belarus, Moldova), beş Orta Asya cumhuriyeti (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan) ve üç Kafkasya cumhuriyeti (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan) ve Rusya Federasyonu olmak üzere 15 bağımsız devlet üredi.
Bunların arasında Türkiye’nin diplomatik ilişki kurmadığı sadece Ermenistan’dır.
Ve diplomatik ilişki kurmama gerekçesi yukarıda anlattıklarımızdır.
Yani?
Türkiye-Ermenistan diplomatik ilişkilerinin kurulmamasında Yukarı Karabağ sorununun hiçbir ilgisi, ilişkisi yoktur.
***
Ermenistan, 1991’de bağımsız olduktan iki yıl sonra 1993’te Türkiye-Ermenistan kara sınırı kapatılmıştır.
Yani?
Türkiye’nin diplomatik ilişkiler kurmadığı Ermenistan ile kara sınırı 1991-1993 arasında iki yıl açık kalmıştır. Yanisi, bir ülke ile diplomatik ilişki bulunmaması sınırların kapalı kalması anlamına gelmiyor.
Nasıl, bir ülkenin meşruiyetini tanıyor olmanız, diplomatik ilişkiyi otomatik haline getirmiyorsa; diplomatik ilişki bulunmaması da sınırı kapatmıyor.
Peki, Ermenistan’ın bağımsızlığından itibaren iki yıl açık bulunan Türkiye-Ermenistan kara sınırı 1993 yılında niçin kapatıldı?
Çünkü, Ermenistan, Azerbaycan ile arasındaki Yukarı Karabağ ihtilafı üzerine Karabağ’ın çevresindeki, Azerbaycan’a ait toprak parçalarını birbiri ardından işgal etmeye başladı. Yukarı Karabağ ile Ermenistan anakarası arasında doğrudan bağlantı yok. En yakın nokta, ‘Laçin Koridoru’ adı verilen ve Azerbaycan’a ait dar alan.
Azerbaycan idari dilinde Rusçadan geçtiği haliyle ‘reyon’ adı verilen, Türkiye ölçülerinde ilçe ya da belde sayılabilecek yedi nokta, Laçin’in yanı sıra Ermenilerce, Yukarı Karabağ’ı askeri bakımdan güvence altına alma mantığıyla işgal edildi.
Türkiye-Ermenistan sınırı, Ermenistan üzerinde ‘ekonomik abluka’ yoluyla baskı oluşturmak ve Azerbaycan topraklarından çekilmesini sağlamak amacıyla, 1993 yılında söz konusu bu gelişmeler sonucu kapatıldı.
Yani?
Yani, Türkiye-Ermenistan arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmamış olmasının değil ama kara sınırının kapatılmasının Yukarı Karabağ sorunu ile genel anlamda- ilişkisi var.
Ancak, dikkat: Doğrudan Yukarı Karabağ ile de ilişkisi yok.
Ya neyle var?
Yukarı Karabağ çevresinde işgal altına girmiş Azerbaycan topraklarıyla veya aynı anlamda ama farklı bir deyişle Azerbaycan topraklarının Ermeni işgali altına girmesiyle doğrudan ilişkisi var.
‘Nüans’tan öteye önem taşıyan bunun önemi şu. Türkiye-Ermenistan kara sınırının açılmasını, Yukarı Karabağ sorununun nihai çözümüyle eşleştiremezsiniz.
Kara sınırının kapanması, Karabağ’ın değil, Karabağ çevresindeki Azerbaycan toprakları işgali nedeniyle oldu. Dolayısıyla, kara sınırı, o topraklardan Ermeni işgalinin kalkacağına ilişkin bir Azerbaycan-Ermenistan mutabakatı ortaya çıkınca mümkün olur.
Bu arada sürekli olarak ‘kara sınırı’ vurgusu yaptığımızın farkında olmalısınız. Evet, ‘kara sınırı’ zira Türkiye ile Ermenistan arasında tüm sınırlar kapalı değil. Hava sınırı ve hava trafiği açık. Hem de 1995’ten beri!
1995’ten bu yana 14 yıldır Ermenistan havayollarına bağlı uçaklar İstanbul-Erivan ve Erivan-İstanbul arasında sefer yapıyorlar. 2004’ten itibaren buna Türk bayrağı taşıyan, Türkiye’ye kayıtlı özel şirket uçakları da katıldı.
Yani, sınırların kapalılığı bile yarım yamalak bir durum.
Hava açık, kara kapalı.
***
‘Yol haritası’nın Türkiye-Ermenistan normalleşmesi yönünde ‘makul bir zaman dilimi’nde yol alması bekleniyor. Bu, çok yakın gelecek içinde adımların atılmaya başlanması demek.
2007 yaz sonundan beri
Cenevre’de yürütülen görüşmeler, Kars Anlaşması ve ‘soykırım’ konusunu ele alacak ‘ortak tarih komisyonu’ gibi konularda Türkiye-Ermenistan mutabakatı sağladı.
Bu bakımdan, her iki ülkenin Gürcistan başkenti Tiflis’teki büyükelçilerinin karşılıklı ‘akredite edilmesi’yle diplomatik ilişkilerin kurulmasının önünde bir engel yok. (Türkiye’nin Tiflis Büyükelçisi fiilen Erivan nezdinde akredite addedilebilir durumdaydı. Son aylarda, Tiflis-Erivan arasında sürekli gitti geldi.)
Fazla zaman geçirmeden Ankara ve Erivan’da büyükelçilikler ve sınırın iki yanında konsolosluklar açılabilir.
Peki kara sınırı ne zaman açılabilir?
Karabağ’da çözüme yönelik ve bu çerçevede işgal altındaki Azerbaycan topraklarından Ermenilerin çekilme takvimi konusunda bir mutabakat belgesi çıktığı vakit.
Bu ne zaman gerçekleşebilir?
Mayıs ayının 7’sinde Prag’da İlham Aliyev ile Serj Sarkisyan biraraya geliyorlar. Bir hafta arayla Moskova’da Rus muadilleri Medvedev’le yoğun görüşmeler yaptıklarını unutmayalım. Rusya, aktif biçimde devrede. İlham Aliyev ile Sarkisyan, zaten son bir yıl içinde Rusya’da St. Petersburg ve Moskova’da iki kez biraraya geldiler.
İlham Aliyev ile Serj Sarkisyan’ın, 7 Mayıs Prag buluşmasına ek olarak, haziran ayında da bir kez daha biraraya geleceklerini önceki gün öğrendik.
Türkiye’nin dışında Minsk eşbaşkanlarının, Amerika ve Rusya’nın yoğun biçimde devrede bulunduğu girişimlerin sonucunda mayıs ve haziran aylarında Aliyev-Sarkisyan zirvelerini takiben ortaya çıkacak Azerbaycan-Ermenistan mutabakat zaptı ya da belgesi, Ermenistan normalleşmesini Karabağ’a ilişkin gelişmelerle ‘paralel’ götürme sinyali vermiş olan Türkiye’nin kara sınırını açmasının anahtarı olabilir.
Yani?
Yani, Türkiye-Ermenistan kara sınırının birkaç ay içinde açılması kimseyi şaşırtmasın.
(Bu yazı Obama’nın 24 Nisan konuşmasından önce, konuşmanın içeriği bilinmeden yazılmıştır. cç)

No comments: